Haydar Tatilde, Bölüm 2

 

Hello muhabbeti beni derinden sarsmıştı. Artık Türk olmanın ağır sorumluluğunu taşıyordum. Plajda yürürken iki tane çocuk yine bize “hello” dedi. Ben de elimi göğsüme vurup “eyvallah” dedim. O sırada aklıma çok felsefi sorular takıldı tabi. “Her yürüyen insan turist miydi? Yoksa ben turist gibi mi gözüküyordum? Yoksa bana hello diyen insanlar geri zekalı mıydı? Kaşım kara… Gözüm kara… Ulan saçlarım da kara! Bu insanlar mal mıydı? Yoksa o mallık bana mı aitti?”

Bunları düşünürken plajın sonuna geldik. Artık dev kayalıklardan oluşan bir sahil vardı önümüzde. Ancak kayalar yer yer olduğundan dolayı yürüyüşümüze engel teşkil etmiyorlardı. Devamı hakkındaHaydar Tatilde, Bölüm 2

Haydar Tatilde, Bölüm 1

Bir gün kadim dostlarımdan biriyle beraber ege kıyılarının fotoğraflarına bakıyorduk. “Vay be, ne güzel yerlermiş” derken, aklımıza normal bir insanın düşüneceği ama asla yapmayacağı bir fikir geldi.

Haydar: Oğlum gel buraları dolaşalım. Bir hafta tatilimiz var zaten. Eğleniriz biraz.
Burhan: Dolaşalım abi… Bana uyar, maceraya hasret kaldım zaten.
Haydar: Tamam! Yalnız karardan dönmek yok…
Burhan Dönersen sen dönersin…

Bunları konuştuğumuzda şubat aylarıydı. “Dolaşmak” diyorum ama öyle vasıtayla değil, yürüyerek dolaşacağız bütün Ege kıyılarını. Devamı hakkındaHaydar Tatilde, Bölüm 1

Mutant Kara Fatma

Üniversitede 3. senem. Bizim o zamanlar bir Osmanlıca hocamız vardı, akıllara zarar… Bir not tutturuyordu, dediğinden kimse bir şey anlamıyordu ki not tutabilelim. Ya! Not tutuyorum tutmasına da yazdığım nottan da bir şey anlayamıyorum yani. Can sıkıntısından bir süre sonra “Şampiyon Galatasaray” yazıyorum deftere, süslü süslü … Birkaç hafta böyle geçti tabi…

Sınıfta o zamanlar pek fazla insanla muhatap olmazdım. Birkaç tane arkadaşım vardı. Bunlardan biri de Güler’di. Güler okuldan çıktığımız bir akşam yanıma geldi ve eve kadar benimle yürümek istedi. Evlerimiz birbirine çok yakındı. Geçmiş gün… Muhabbetin tam olarak ne olduğunu hatırlamıyorum. Konuşarak güle oynaya gidiyoruz eve… Yolda bir böcek gördük. Böcek değil aslında efendim… Bildiğiniz hayvan. Devamı hakkındaMutant Kara Fatma

ABD’nin Ortadoğu Kuklaları

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ilk seçim zaferinden sonra o zamanki adıyla DTP’nin milletvekillerini çok ağır dille eleştirmiş ve DTP milletvekillerinin terör örgütü PKK’yı “terör örgütü” olarak sınıflandırmakları sürece onlarla hiç bir müzakerede bulunmayacağını söylemişti. Ancak gün oldu, devran döndü… Zamanın DTP milletvekilleri olan BDP milletvekillerine karşı sayın başbakanımız tavrını değiştirdi ya da değiştirmek zorunda kaldı. Hiç bir fikir paylaşımı yapmayacağı milletvekillerine karşı aynı dille bir daha hiç eleştiri yapmadı ve onları görüşmeye çağırmaktan da çekinmedi.

Tabi başbakanın BDP milletvekillerine karşı olan tavrının bu şekilde değişmesi insanların aklında soru işareti bıraktı. Devamı hakkındaABD’nin Ortadoğu Kuklaları

Türkçe’nin Zenginliği

 

Son 4 yüzyıl’da dünyaya hükmeden bir İngiltere’nin (Amerika) bulunması ve İngilizce’nin dünya halkları tarafından da kolayca öğrenilen bir dil olmasından dolayı, bu dil kendi vatandaşlarımız tarafından da öğrenilmiş ve zaman içersinde İngilizce’nin yurdumuzdaki kullanılış biçimi abartılmıştır. Bu yüzden dünyaca konuşulan, işe alınma sebebi olan bir dil karşısında Türkçe’nin yetersiz olduğu iddiası doğmuştur. Bunun aslını öğrenebilmek için iki dilin inceleme altına alınması gerekir.

Bilim adamlarının son incelemelerine göre artık dünyanın ortak dili olan İngilizce’nin değişmesi ve bunun yerine daha yapıcı ve gelişmeye açık bir dilin gelmesi düşünülmektedir. Artık İngilizce büyüme sürecini tamamlamıştır. Peki Türkçe’ye oranla çok daha yeni bir dil sayılabilecek İngilizce’nin doyma noktasına gelmesinin nedenleri nedir? Devamı hakkındaTürkçe’nin Zenginliği

Yazar adayları için…

 

İnsanlar iş ve çalışma dışında kalemi neden ellerine alırlar? Çünkü içlerinde ki duygu yoğunluğunu bastırabilmek için en iyi yol budur. Konuşmak ve yazmak çok farklı şeylerdir. Konuşurken duygularınızı birden bire istediğiniz gibi anlatma ihtimaliniz çok düşüktür. İstediğiniz ahengi yakalayamazsınız, söylemek istediklerinizi süsleyemezsiniz; ancak yazma öyle değildir. İlk önce yazacağınız şeyler için plan program yapabilirsiniz, ustanızın eserlerinden faydalanıp esinlenebilirsiniz, araştırma yapabilirsiniz… Yazar olmak için bunlar ilk adımlardır. Yazar nedir? Yazar nasıl olunur? Aslında bu soruların cevabı görecelidir. Devamı hakkındaYazar adayları için…

Türkiye’de Bürokrasi

 

Genelde kendimle ilgili resmi işleri pek sallamam, hatta sallamaktan ziyade resmi dairelere gitmekten nefret ederim. Bürokrasi dendiği zaman tüylerim diken diken olur. En son nüfus kağıdımı kaybedişimde bile nüfus dairesine gitmiş, ortamın kokusuna ve önümde on binlerin olduğu sıranın sıkıntısına dayanamayıp oradan ayrılmış, nüfus kağıdını aylarca sonra geri almışlığım vardır. Öylesine diskeleniyorum yani bürokrasiden. Devamı hakkındaTürkiye’de Bürokrasi

Malkara’ya bir otobüs yolculuğu

 

Küçük yerleşim birimlerinin otobüs firmaları felaket olur, otobüsleri de aynı derece… Bir kere firma size bilet kesmemek için elinden geleni yapar:

-Abi ben bir bilet alacaktım, Malkara’ya…
+Otobüs hazır, hemen kalkacak. Git bin! Şimdi kalkıyo, şimdi…

Aradan 5 dakika geçer, 10 dakika geçer… Otobüs kalkmaz. Otobüs firmasının tongasına düşmüşsünüzdür. İşte ben de o gün otobüs şirketinin şirketine geldim. Allem ettiler, kallem ettiler bana bilet kesmediler. Dedim;

“Bir şey olmaz, hani. Kaç kişi gider ki Malkara’ya?” Devamı hakkındaMalkara’ya bir otobüs yolculuğu

Bursaya Geliş

 

Sene 2001, o zamanlar daha yeni kazanmışız üniversiteyi. Kampüse gittik tabi ortam güzel, kampüs bizim Malkara kadar. “Malkara neresi diye” soracaksınız hemen tabi… Efendim, Malkara zamanında bölgenin yerlisi tarafından Trakya Bölgesi’nde aranıp bulunmuş, oralardaki tek tepeye itinayla kurulmuş gereksiz bir yer. Çok da önemli değil hani nerde olduğu canım! Abuk sabuk sorular sormayın mesele anlatırken. Sonra birden farkettik ki bizim bölüm üniversitenin üvey evladı. Ali Osman Sönmez Kampüsü’ndeymiş. Neyse küfrede küfrede biniyoruz otobüse “nerden düştük buraya” nidalarıyla beraber. Tabi yeni olduğumuz için nerede inmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Ordaki Şöför amcaya güvercin adımlarla yaklaşıp: Devamı hakkındaBursaya Geliş

Agresif Kaleci

 

Eskiden ben kaleciydim. Bir tane kel hocamız vardı bizim. Birbirimizi hiç sevmezdik. Bunun asıl nedeni beni daha ufakken yedek bırakmasıdır. Benim hocayı babama şikayet etmemle futbol talihim değişmiştir, o başka. Babam artık bizim hocayı ne hale getirmişse, o günden sonra hiç yedek kalmadım. Hoca hep bana sevgi dolu yaklaşmaya çalışmış ama nefret dolu gözleri de dikkatimden kaçmamıştır. Devamı hakkındaAgresif Kaleci