ESKİDEN GELENLER, YENİYLE ÖLENLER

Bazı zamanlar, öylesine daralır ki; biz insanlar için dünya, nereye baksak, nereye gitsek yine de fayda vermez yaptıklarımız. Dünyayı genişletmeye ya da bizi mutlu etmeye… Aslında dünya da pek geniş sayılmaz hani. Bir tık da bir uçtan bir uca gezebilirsek bile.
Çoğu zaman yaşamışızdır hepimiz eskilerin parıltılı mutlu günlerini yad ederek kaçamak bir gülümsemeyle birlikte “ya kendi kendime de güler oldum.”  dediğimiz anları. Bu davranış normal olan bir şeydir, insan yaşının ilerleyişinin farkında ise eğer ve kendindeki  manevi  ve maddi olgunlaşmaları fark ediyorsa şayet. Her yalnız kalışında bir ah çekişle birlikte eski filmleri takıp tekrar tekrar izleyecektir beyin belleğinden bedavaya. Bu geri dönüşlerde sadece güzel anları hatırlamayız tabi, elbette bizim için kötü veya üzücü sayılabilecek anılar da bir bir süzülüverir o anlarda gözlerimizden. Eski sevgililerimiz, eski arkadaşlarımız, eski öğretmenlerimiz, eski kopya çekişlerimiz. Erkeklerin; misketleri, tahta arabaları, sporcu kartları, askılı pantolonları. Kızların ise; örgülü saçları, okul randaları, bez bebekleri ve bunlarla birlikte daha neler neler…
Yazık ki günümüzde yetişen yeni neslin ileride böyle bir hatırlama mekanizmasına sahip olacağını düşünmüyorum; çünkü daha doğar doğmaz hatta(abartmış olmayayım) çocuk ana karnında iken hayatını kaydetmeye başlıyor. Dahili  ya da harici belleklere. Yeni neslimiz teknolojiyi kullanmakla birlikte teknolojinin getirdiklerine elzem bir şekilde bağımlı hale gelmişler. Sakın beni teknolojiye karşı olarak düşünmeyin, ben de teknolojiden gereğince faydalanmaktayım; ama dediğim gibi gereğince. Teknolojinin getirdiklerine kendini kaptıranlar (ki bunlar genellikle gençlerimiz ve gençliğe aday çocuklarımız oluyor); Biz eski kuşakların yaptıkları şeylerden muazzam bir şekilde sıkılıp, eleştiriyorlar. Bir araya gelip oturduklarında facebook’da olanların haricinde bir şey çok nadir konuşuyorlar. Buna bizzat kendi çevremden sayız örnek verebilirim.
Bu  konu üzerinde her boş vaktimde düşünüyorum, acaba neler yapılabilir, diye. Bizler orta okul ve lise sıralarında (çok laubali olanlarımız bile olsa) en az bir düzine kitap okumuşuzdur; lakin yeni nesilin çalışkan kısmı dahi test kitaplarındaki verilen paragraf örneklerinden başka nadir bir şeyler okuyor. Okumaktan, seyretmekten, yazmaktan, resmetmekten uzak bir nesle gidiyor geleceğimiz. Dikkati erken dağılan, tembelleşen, fazla uyuyan, düzenli beslenmeyen. Korkarım bu endişeyi taşıyan bizler bir şey yapmazsak kaçınılmaz bir daralma bizleri beklemekte.
Yiğit YETKİN

Yazar: YİĞİT YETKİN

Yazmaktan güzel ne var ki yazar olmak istemeyeyim. İnsanlarla ağız eskitmektense yaz okusun belki bamteline dokunur. Bazı insanların içinde bir şeyler kıpırdanır durur o vakit yazılması gereken şeyler, işte bende çok oluyor, o yüzden yazmak istiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir