İlk Aşk

02.06.2011 tarihinde Mizah kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Murat diye bir arkadaşım vardı benim. Hala daha var kendisi. Sanırım kendisi benim ezelden beridir arkadaşım. Ezel diyorum çünkü ben kendimi ilk bildiğim zaman Annem vardı, babam vardı, abim, ablam vardı, aha bir de bu Murat vardı.

Efendim kendisiyle daha ilkokul zamanlarında yemediğimiz halt kalmamıştı. O zamanlar tabi çok zikzaklı bir ilişkimiz vardı. İkimizin arasındaki barışı tek sağlayan etken ise abimdi. Barış olduğu zamanlarda çok ilginç olaylara imza atardık beraber. O zamanlar ona Murti derdik. Onu çocukluk yıllarımda ne kadar kavga etsek bile çok severdim ve sanırım sevdiğimden dolayı olsa gerek herkese çekinmeden kaldırdığım elimi bir tek ona kaldıramazdım.

ilk aşk heyacanı

Biz Murat’la beraber daha ilkokul üçteyken bir Karabela Çetesi kurduk. Aslında kuran Murat’tı. Aslında kuran Murat’tı. Biz sadece olayın içinde figüranlardık. Tabi grupta mahalleden bir sürü eleman da vardı. Efendim, hazır çeteyi kurmuşuz, mafya da olmuşuz… Sigara içmeyen mafya olur mu? Olmaz… Birleştirdik paraları, gittik Cemil abi’nin markete, aldık Maltepe, Bafra, Birinci, bir de kibrit… Gizlice pofur pofur sigara içiyoruz. Tabi o zamanlar ana-baba korkusu mafya olmanın verdiği sorumluluklardan çok daha baskın geliyor. Hayır… Bir de çeteyi neden kurduk?! Onu anlayamıyorum ben. Ne yan kesicilik yaptık, ne banka soyduk, ne de haraç aldık. Sadece sigara içiyoruz. Tekel kazanıyor. Neyse… Bizim bir üssümüz vardı. Orası da Malkara’nın merkezinde tek ağaçlık olan Abide Parkı’ydı. Orada toplanırdık mahallenin bütün veletleri sigara içerdik.

Bir gün gitmişiz yine sigara içiyoruz. Burnuma çok kesif bir koku geldi benim. Bildiğiniz bok kokusu. Bir de ne göreyim! Bokun üstüne oturmuşum. Amcanın biri gelmiş bizim üssün ortasına sıçmış. Ben de üstüne oturmuşum. Uğraştık bayağı boku çıkarmaya ama yok, olmuyor. Tabi çetenin lideri olarak bizim Murat hemen olaya el attı. “O boku ancak toprak çıkarır” dedi. Ben de başladım tabi toprak üstünde debelenmeye. Efendim oraya hangi dengesiz sıçmışsa ishal miymiş neymiş? Çok geniş alana sıçmış. Benim pantolon komple bok oldu…

Çete kurulduktan birkaç gün sonra annemin beni görmesi ve feci şekilde cezalandırılma korkusundan dolayı çeteyi terk etmek zorunda kaldım. Ama kalbimin her zaman bir köşesinde “Karabela Çetesi” kaldı.

Tabi bu Murat ile olan ilk vukuatimiz değildi. Benim ilk aşk anımın ana kaynağı yine bizim Murti’dir. Karabela Çetesi’nin kuruluşunun bir sene sonrasında artık yetişkin birer birey olmuştuk. Zira artık ilkokul dörde gidiyorduk. O yaşta sigara içilmeyeceğini biliyorduk. Artık kız peşine düşmüştük. Başarılı ve yetişkin bireyin ardında birkaç tane kız olmalıydı. Tabi bütün bunları fark etmeme Murat yardımcı olmuştu.

-Murti, bana da bir kız ayarlasana be…
+Dersanede bakarız. Uygun biri varsa ayarlarız.

Efendim o uygun biri bulundu işte. Murat hafta sonu kızı görmeye gideceğimizi söyledi. Hafta sonu çabuk geldi. Murat geldi beni çağırmaya. Gidip kızı göreceğiz. Çıktım dışarı. Bizim Murat dedi “oğlum bu ne, böyle mi çıkacaksın kızın karşısına”. Ne oldu ki diye sordum. Ya bir çiçek, bir hediye al. Tabi hemen babamın yanına gidip harçlık istedim. Ondan sonra Murat ile birlikte çiçekçiye gittik. Babamın verdiği para ya iki güle ya da 10 tane karanfile yetiyordu. İki tane gül gözüme çok az gözüktüğü için ben karanfilleri tercih ettim tabi. Karanfilleri alana kadar her şey güzeldi. Sonra beni bastı bir sıkıntı… Utanmaya başladım, terlemeye başladım, nefes alış-verişim değişti.

Yavaş yavaş buluşma noktasına doğru geldik. Yukarıdan aşağıya doğru inen iki tane kız belirdi birden. Kızlardan birinin yanakları kıpkırmızıydı. Murat “geliyorlar” dedi. Benim elim, kolum, bacaklarım her yanım başladı titremeye. Belli ki yanakları kırmızı olan benimkiydi. Kafamı zorla kaldırıp, yine zorla “merhaba” diyebildim. O sırada kıza bakabildim. Bu ona son bakışım olacaktı. Heyecandan sımsıkı tuttuğum çiçekleri yere bakarak kıza doğru uzattım. O da yere doğru bakıyordu ve teşekkür etti. Nefesimi öyle bir tutmuşum ki hiçbir şey diyemedim. Bu onu son görüşüm olacaktı. Ne kadar 1-2 yıl devam etmiş olsa da birbirimizi hiç göremedik.

İlkokul beşte de başka bir kız girmeye çalıştı hayatıma. Bu sefer Murat, Erol Taş rolündeydi. Bu kız beni sevdiğini söylemiş ben de bunu herkese anlatmıştım. Sanırım herkes aramızda bir ilişki olduğunu düşünüyordu ancak benim aklım çiçek verdiğim kızdaydı. Efendim bir kış günü o kara haber bizim 5/B sınıfına bomba gibi düştü. Beni sevdiğini söyleyen kızın burnundan yeşil sümük düşmüştü.

Murat:
-Burhan oğlum senin kızın burnundan yeşil sümük düştü. Vuhahahahhuha

Ben öyle bir hunharca gülüş duymadım daha hayatımda. Sonra hocamız derse girdi. Ders esnasında kız bana suçlu suçlu bakıyordu, zira burnundan yeşil sümük akmıştı. Bu kabul edilemez bir şeydi tabi. Tenefüs zili çaldığında ben hızla kantine doğru koştum simitlerden bitmeden alabilmek için. Bir süre sonra kız da arkamdan geldi.

-Nasılsın Burhan?
+…
+Nasılsın Burhan?
+…
+Artık benimle konuşmayacak mısın?
-Mümkünse görüşmesek iyi olur.
+Neden?
-Nedenini biliyorsun. Burnundan yeşil sümük akmış. Herkes bunu konuşuyor.

Efendim kız öyle bir ağladı ki şimdi düşünüyorum da kıyamıyorum. Ama o zamanların insanlık suçunu işlemişti garibim.

Yazar Hakkında

Yazar : Burhan Sönmez

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Üç Artı Bir Tv
  • Twitter@aksiyazar

  • FriendFeed@aksiyazar

  • instagram@aksiyazar

  • Son Yapılan Yorumlar

    Ayakkabı Seçerken Nelere Dikkat Etmeli için beşevler çilingir diyorki;

    topuklu ayakkabı giyemiyorum ...nasıl giyebilirim

    Contorium Bilmecesi için Burak diyorki;

    Mondros değil Honduras

    Türkçe'nin Zenginliği için ege diyorki;

    İngilizcedeki son ek sayisi 678 Turkcedeki 100 İngilizcedeki on ek sayisi 1000in ustunde Turkcede yok Perfect zamanlarinin turkce karsiligi y