Kimin hayatını yaşıyorsunuz?

15.01.2012 tarihinde Yaşam ve İnsan kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 2 Yorum Yapılmış.

Kimin hayatını yaşıyoruz? ” bu soru hep kafamda dolaşıyor. Başkalarının tercihleri doğrultusunda yaşamaya çalışıyoruz. Özellikle bunun farkına üniversitede istemediğimiz bir bölüme başladığımızda fark ediyoruz. O bölümden mezun oluyoruz ama sevdiğimiz meslek aslında bu değil.

Birçok hareketimize hep başkaları ne der diye dikkat ediyoruz. Çevrede kendi olan insanları seçmek,bulmak çok zor. Başkaları ne der diye hep farklı davranan sahteler… Aslında bu durumu bize enpoze eden de biziz. Çünkü aykırı , beklenmedik bir hareket yapan arkadaşımıza hemen tepki gösteriyoruz. Belki de biz beklemiyoruz bunu ama aslında onun bastırılmış dünyasında bunlar zaten vardı. Sadece sen ilk defa gördün.

Doğduğumuzdan beri hep bir kefeye konulduk diyebilirim. Annen, baban, abin, kardeşin, akarabaların hep seni görmek istedikleri, olmak istedikleri kişiler yerine koydu. Sana doğruları öğretmeyi değil kendi doğruları yönünde yön vermeyi, yoğurmayı tercih ettiler. Bu hamurdan olsa olsa bu olur dediler. Sakıp Sabancı‘da o hamurdan yoğrulmadı mı? Ya da rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu?

Bizler aynı hamurum börekleriyiz.🙂 Kimimiz peynirli kimimiz acılı… İçimize konulan malzemeler hep başkaları ne der korkusuyla atılan malzemelerdi… Bir çocuk çıkıp dese ki ben klarnetçi olacağım ailesi,çevresi ona “Saçmalama!” der. Çünkü klarnetci ne kazanabilir ki? Dün Beya Şovu izledim. 2 tane klarnetçi kız. Biri üflüyor diğeri elleri ile arkasına geçip çalıyordu. Kendilerini farklı bir şekilde geliştirmişler. Çalmayı seviyorlar ki bunu başarmışlar. Yaptıkları basit görünen işi bu aşamaya getirmiş olmaları ise tamamen yaptıkları işi sevdiklerinden değil sevdiği işi yaptıkları içindi. Biri üniversitede öğretmen diğeri master yapıyor,ders veriyor ve hayatını çok iyi kazanıyor. E noldu hani birşey olmazdı? Hüsnü Şenlendirici’yi neden herkes tanıyor? Sadece klarnetçi o da…

Demek istediğim çevremizin bize biçtiği kalıplar ancak onların zekaları ölçüsündedir. Geniş ufukları olmayan insanlardan çok da fazla birşey beklememek lazım. Sevdiğiniz sevdiğimiz işi yapmak lazım. Çevremizden dolayı belki de hep yaptığımız işi sevmek zorunda kaldık. Çünkü bu ikinci en iyi seçenekti. Şu zamana kadar sevip de yapamadığınız bir uğraş varsa onu mutlaka yapın. Bu dans olabilir , gitar çalmak olabilir ya da yemek yapmak olabilir. En azından bunu yapın. Belki sevdiğiniz işi yapmak için geç kaldınız ama en azından başkası ne der diye yapamadıklarınızı geç olmadan yapın derim ben.

Ülke olarak hatamız çocukların kabiliyetlerinin farkına varmaya çalışmıyor olmamız. Doğru olan herkesin yeteneğine göre yetişmesi ve o mesleği yapması. İşini severek yapan bir boyacının ayakkabı boyama makinası yapması çok şaşılacak birşey değil. Çünkü hayatını o işe adamış ve seviyor. Bilim adamlarına bakalım buldukları buluşlar, bilimsel icatlar hep işlerini gönülden yaptıkları için. Sevdiği işi yaptıkları içindir. Simit satmayı ya da yapmayı seven birine bu işle hayat kurulmaz demeyin. Simit Saray’larının sahibi olabilirdi belki. Simit Sarayının sahibi olan kişinin başarı hikayesini de mutlaka okuyun bir gün. Benim kızdığım nokta insanların hayallerini engelleyip memur zihniyeti ile yönlendirenler…

Büyük işler yapmış insanların çoğu ya çaresizlikten ya da çevrelerinin pozitif elektriğinden başarabiliyorlar bunu. Başarmak için önce hayal etmek ve sonra o hayalin peşinden gitmek gerekiyor.

Yazar Hakkında
Mehmet Emre Baş

Yazar : Mehmet Emre Baş

Yazar Hakkında : Bloglamaya 2008 yılında başladım. Birşeyler paylaşmak ve bunların okunduğunu bilmek çok güzel bir duygu olduğu için yeni sitelerde de yazmaya başladım. Aksiyazar.com benim için farklı bir tarz olacak. Mehmet Emre Baş Google+ Profili

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Özgür
15 Ocak 2012 - 19:44

Aslında bana göre imtihan dünyasında karşılaşılabilecek sorunların düzgün bir dille yorumlanmış hali, tabi ki benzetmeler biraz farklı. Ben börek değilim zaten, benden ancak pişmaniye olur.

Mehmet Emre Baş
16 Ocak 2012 - 11:34

Pişmaniye benzetmenize kocaman bir kahkaha attım. 🙂 Sanırım demek istediğinizi de anlamış oldum.

Üç Artı Bir Tv
  • Twitter@aksiyazar

  • FriendFeed@aksiyazar

  • instagram@aksiyazar

  • Son Yapılan Yorumlar

    Ayakkabı Seçerken Nelere Dikkat Etmeli için beşevler çilingir diyorki;

    topuklu ayakkabı giyemiyorum ...nasıl giyebilirim

    Contorium Bilmecesi için Burak diyorki;

    Mondros değil Honduras

    Türkçe'nin Zenginliği için ege diyorki;

    İngilizcedeki son ek sayisi 678 Turkcedeki 100 İngilizcedeki on ek sayisi 1000in ustunde Turkcede yok Perfect zamanlarinin turkce karsiligi y