KISA BİR HAYAT

Adım Esra.. 21 yaşındayım. Malatyalıyım ve yaklaşık 6 yıldır Malatya’da yaşıyorum. Daha öncesi mi? Başka şehirlerde, farklı bir hayatla, memleket özlemiyle geçti hep.

Çok değil sadece 11-12 yaşlarındayken Malatya’ya gitme hayalleriyle uyurdum. Özlemdi orası; sevinçti, mutluluktu. Gezmekti yeni şeyler öğrenmekti. Memleketti orası. Gurbet değildi.

Yazları okul kapanır kapanmaz 15 günlüğüne giderdik Malatya’ya. Önce akrabalar ziyaret edilir, büyüklerin elleri öpülürdü. Bayram gibi kokardı her yer. Bazen teyzemin kızı, bazen dayımın kızı kardeş olurlardı bana. Özlenirdik çünkü, özlerdik.

Hep böyle sürecek değildi tabi ki. Başka amaçlarla gelmişti babam oraya. Bir bahçemiz vardı babama göre hayat demekti, anneme göre biraz uzaktı orası. Ablam sadece çalışır bense koşar oynardım o bahçede. Bir sürü ağaç vardı, bir sürü kayısı. Hep cazip gelmiştir bana; biraz olmuş biraz olmamış arası, yeşil ama büyük bir kayısı yemek. Tüm ağaçları gezer bi tane bulurdum tam istediğim gibi ama hep bi tane yerdim nedense.. Malatya işte.. Severdim orayı ve orda zaman su akıp geçerdi ve biz evimize dönerdik. Vedalardan nefret ederdim ama kaçış yoktu. Gitmek zorunluydu.

Bir gün geldi ve babam emekli oldu. Artık tamamen Malatya’ya gidiyorduk. Aklımda milyon tane soru işareti, içimde sebepsiz bi tedirginlik, yüzümde mutluluk.. Geldik.. Taşındık.. Yeni okul, yeni arkadaşlar her şey tamamdı işte. Ne özlem kalmıştı artık ne hasretlik…

Dedim ya bahçemiz vardı. Büyük bir bahçe.. 160 tane kayısı ağacı ve iş vardı.. Hiç çalıştın mı o bahçede diye soran olursa eğer; sadece bir kez.. Çoğu zaman gitmezdim bile benlik değildi çünkü..

Babam, annem, ablam eniştem, teyzem o, bu, şu.. Yetişemezlerdi bahçenin işine. Babam bi gün işçi buldu. 4 çocuklu Şanlıurfa’dan kayısı bahçelerinde çalışmak için gelmişler. Bazen  dışarlarda yatmışlar, bazen çok ağır işler yapmışlar ama hiç vazgeçmeden çalışmaya devam etmişler. Bize çok yardımcı oldular. Her işimizi hallettiler. Babam onlara çok iyi baktı. Emekleri var çünkü. Küçücük çocuklar bile annelerinin, babalarının peşine takılmış; hiç tanımadıkları bilmedikleri yerlere gidip çalışıyorlar. İşin garibi de şu aslında; onlar o kadar mutlu ki görünce şaşırttılar beni. Oturup düşündüğüm günleri hatırlıyorum. Sadece ekmek parası için bu kadar çaba sarf ediyorlar, okumak için para kazanmaya geliyor o çocuklar ama hiç mutsuz değiller. O zamanlar hep düşünürdüm: “acaba kime gitsem ya da kime yazsam da böyle durumda olan ailelere yardım etseler. Onlar yine çalışsınlar ama barınacakları yerler olsun”.. diye.. Onlar belki para kazanmaya çalışıyorlar ama sonuç olarak bizim memleketimizin insanlarına yardım ediyorlar.

Sonra gittiler. Bu defa başka bir şehre, başka bir iş yapmak için veda ettiler bize..

Biliyor musunuz; biz hala o işçilerle konuşuyoruz. Eğer bir gün Urfa’ya yolum düşerse tanıdığım tek aile olarak onlara gitmek isterim.

Onlar çalışmaya mecburlar. Onlar evlerinden uzak kalmaya, okumak için para kazanmaya, yiyebilmek için mücadeleye etmeye mecburlar.  Peki biz? Biz ne için mecburuz?

Onları bahçelerinizde çalıştırmak zorunda değilsiniz. Üzülmek, yardım etmek zorunda değilsiniz. Belki de bizim yapmamız gereken hiçbir şey yok..

Ama biz Malatya’da, kayısı diyarında yaşıyorsak eğer; yeri geldiğinde meşhur olduğu için akrabalarımıza kayısılar gönderiyorsak eğer; kendi deyimimizle sağlıklı olduğu için sevdiklerimize “ÇİR” yediriyorsak eğer; bizlere yardım için gelen bu insanları ezmek değil, hepimiz düşünmek zorundayız…

Kayısı bahçesi zengin olmak demek değildir. Zenginlik kulağınızda ki ses, aklınızda ki düşünce, kalbinizde ki duygudur..

 

 

ESRA TANER

Yazar: Esra Taner

yaklaşık 9 yıldır yazıyorum ben.. yazmayı seviyorum. bir çok derecem yazdığım yazılarda.. ben yazarak kendimi kendim gibi hissediyorum.. mutlu olabilmemin tek yolu bu bana göre.. elimde bi defter var.. yıllardır yazdığım ama kimseye okutmadığım bi defter.. aynı o defter gibi bana ait bişeyler olsun istiyorum.. bi kitap…

2 thoughts on “KISA BİR HAYAT

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir