Mutant Kara Fatma

04.06.2011 tarihinde Mizah kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Üniversitede 3. senem. Bizim o zamanlar bir Osmanlıca hocamız vardı, akıllara zarar… Bir not tutturuyordu, dediğinden kimse bir şey anlamıyordu ki not tutabilelim. Ya! Not tutuyorum tutmasına da yazdığım nottan da bir şey anlayamıyorum yani. Can sıkıntısından bir süre sonra “Şampiyon Galatasaray” yazıyorum deftere, süslü süslü … Birkaç hafta böyle geçti tabi…

Sınıfta o zamanlar pek fazla insanla muhatap olmazdım. Birkaç tane arkadaşım vardı. Bunlardan biri de Güler’di. Güler okuldan çıktığımız bir akşam yanıma geldi ve eve kadar benimle yürümek istedi. Evlerimiz birbirine çok yakındı. Geçmiş gün… Muhabbetin tam olarak ne olduğunu hatırlamıyorum. Konuşarak güle oynaya gidiyoruz eve… Yolda bir böcek gördük. Böcek değil aslında efendim… Bildiğiniz hayvan.
Hani Amerikan filmlerinde olur ya mutantlaşmış akrepler, örümcekler… Aha bu da kara fatmanın mutantlaşmışı. Anca bizim Türkler’de de kara fatma mutantlaşır zaten. Öyle böyle bir şey değil ama canavar gibi… Biz eğilmiş canavara bakarken, birden bir Toros yaklaştı. İçinden kalın çerçeveli gözlüğü olan bir amca indi. Takım elbiseli falan…

hamam böceğinin takma adı kara fatmaAmca: Kardeşim, böcek mi o?
Güler: Evet, kaybetmiş miydiniz?
Amca: Yok ya! Böcekse alayım!
Güler: Evde hayvan mı besleyeceksin. Böcek falan değil bu!
Amca: Ya alabilir miyim? İnceleyeceğim de…
Güler: Önce biz bulduk! Ben alacağım onu… Öldüreceksin değil mi? Burhan tutar mısın bunu?
Burhan: Bunu? Senin bu dediğin ne farkında mısın?
Güler: Korkuyor musun yoksa?
Burhan: Hayır ama sempati beslemiyorum.
Güler: Ya! Off! Evde bakarım ben ona!
Burhan: Manyak mısın? Marulla mı bakacaksın hayvana? Ya kardeş al sen şunu git. Bizi yiyeceğine seni yesin…
Amca: Sağol kardeşim…

Adam bizim canavarı sardı peçeteye aldı gitti. Sonra yolumuza devam ederken, Güler sınıftan bir kızın benden hoşlandığını söyledi. O zaman hassas dönemlerimdi… Gülere kızın duygularına saygı duyduğumu ama o konu hakkında onunla konuşamayacağımı söyledim. Bu sözlerimle o kızla ilgili olan her şeyin bittiğini sanıyordum ama öyle olmamıştı.

Osmanlıca sınavı yaklaşıyordu. Elde doğru düzgün not yoktu. Kaynaklar da yetersizdi. Mutlaka notu birinden bulmam gerekiyordu. Gülerin kızın benden hoşlandığını söylediği gün üzerinden 1 ay falan geçmişti. Aldığım havadislere göre kızın artık yeni bir erkek arkadaşı vardı. Hey neyse… Ben sadece notlara odaklanmıştım ve onları bulmalıydım. Güler’in yanına gittim…

Burhan: Ya! Güler… Bana Osmanlıca notları lazım. Kalırım bu dersten yoksa.
Güler: Seninkinde var o notlar git ondan iste…
Burhan: Ne seninkisi ya! Erkek arkadaşı var onun… Bur gidip isteyim bari. Yapacak bir şey yok!

Gittim kızın yanına. Kızın adını hatırlamıyorum şu an. Çok da önemli değil zaten… Kızın çevresinde bir sürü insan var. Toplanmış konuşuyorlar. Ders arası zaten… Herkes de sınıfta. Kız arkası bana dönük orda millete bir şeyler anlatıyor. Ben de bekledim tabi. Sözünü kesmeyeyim diye. Bir ara bu sözünü bitirdi, başkaları konuşmaya başladı. Ben de bunu fırsat bilip hemen kıza yaklaştım.

Burhan: Ya kusura bakma… Bir şey sorabilir miyim sana?

Kız bana baktı, biraz düşündü ve oldukça yüksek bir sesle konuştu.

Şukufe (temsili isimdir): Üzgünüm, Burhan. Benim bir erkek arkadaşım var ve seninle konuşmamız imkansız.

Efendim sınıfta bir sessizlik oldu… Herkes bana bakıyor… Ben hayatımda bir o gün o kadar kızardığımı bilirim. O kadar yerin dibine geçmemiştim yani. Artık milletin gözünde sevgilisi olan kızlara sarkan, aşağılık bir ırz düşmanı gibi olmuştum. Kendimden ben de şüphe ettim! Hani insanın başına kötü bir şey gelir, çaresizlikten kıvranır ya. Aha ben de o çaresizlik yüzünden pencereden aşağı atlamayı bile düşündüm! Ben ki bırakın sevgilisi olan kızlara sarkmayı, yanımda kızlara sarkıntılık yapıp laf atan insanlarla bile arkadaşlığımı kesmişliğim var, onların durumuna düşürülmüştüm. “Vay be! Nerden, nereye” dedim kendi kendime. Sonra millet konuşmaya başladı yine. Gülüyorlar… Kahkahalar atıyorlar falan. Beni anlatıyorlar. Ben de toparladım biraz kendimi… Herkes duysun diye yüksek sesle konuştum.

Burhan: Yaaa! Ben not isteyecektim. Yanlış anlaşıldım galiba…
Şukufe: Haaaa! Sen başka bir şey soracaksın sandım ben!

Ama millet bunu duymadı, dinlemedi.. Öküzlerin ağzına ot olmuştum, “Burhan” diye geviş getiriyorlardı namussuzlar.

Notları aldım, eve döndüm. Aşırı derecede üzülmüştüm. Bütün gece uyuyamadım. Kalbim “intikam” diye atıyordu artık. Burhan eski burhan değildi. Bir kaşar tarafından eski burhan hunharca katledilmişti. Yanlış anlaşılmasın kız öyle biri değildi de benim sinir halinde olmamdan dolayı öyle düşünüyordum. Gururum aşırı derecede incinmişti. Bütün gece intikam planları yaptım. Hiç uyumadım. Aklımda milyonlarca tilki vardı. Tilkilerin sayısını artırmak için Savaş Sanatı kitabını bile okudum. Hangi tilkinin daha işlevsel olacağını düşünüyordum. Karar verebildiğimde ise saat akşam dörttü. Giyidim batman kostümümü gittim okula.

Okulda kızın yanına notları geri vermek için hiç uğramadım. Bu tamamen taktik ve strateji gereğiydi. Kız yanıma gelmeli ve defteri geri istemeliydi. Hani bu böcek yiyen bitkiler olur. Avını çekebilmek için güzel kokular salar falan. Aha ben de onlar gibiyim… Böceğimi bekliyorum, ezeceğim… Kabuğunun çatırtısı mühendislikten duyulacak…

Aradan birkaç ders arası geçti, artık kız yanıma geliyordu. Ben de pis ve sinsi bir gülüşle avımı bekliyordum. Yapacağım şeyi düşününce de kahkaha atmamak için dudaklarımı kenetlemişim birbirine yani, o derece… Kız yanıma geldi ve defteri istedi. Ben de kendimi plana uygun bir şekilde olaya inandırarak bir Kadir İnanır bakışı yaptım. Sınıfı ayağa kaldıracak bir ses tonuyla söylenmeye başladım.

Burhan: Yaaaa! Bıktım senden artık yaaa! Bir aydır peşimdesin! Düş yakamdan artık! Lanet olsun yaaa! Sevgilim var benim kızım! Kendine başka bir erkek bul!

İntikamın tadı o kadar tatlıydı ki kızın bana hafifçe attığı tokat baklava, “hayvan” deyişi ise meyveli pasta gibiydi. Ağlayarak hıçkırıklarla gitmesi de kazandibi… Sınıftan yükselen kahkahaların değeri ise bugün bile benim için paha biçilmez… Aldığım hazzı tasvir etmem mümkün değil. Kendimi UEFA Kupası kaldırmış, zafer sarhoşu bir Hakan Şükür gibi hissediyorum yani, öyle diyeyim…

Ertesi gün pişman oldum ama. Kızın erkek arkadaşı, kızın daha önce benden hoşlandığını duymuş ve son olay patlak verince ondan ayrılmıştı. Buna sebep olacağımı bilsem yapar mıydım? Bilmiyorum…

Yazar Hakkında

Yazar : Burhan Sönmez

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Üç Artı Bir Tv
  • Twitter@aksiyazar

  • FriendFeed@aksiyazar

  • instagram@aksiyazar

  • Son Yapılan Yorumlar

    Ayakkabı Seçerken Nelere Dikkat Etmeli için beşevler çilingir diyorki;

    topuklu ayakkabı giyemiyorum ...nasıl giyebilirim

    Contorium Bilmecesi için Burak diyorki;

    Mondros değil Honduras

    Türkçe'nin Zenginliği için ege diyorki;

    İngilizcedeki son ek sayisi 678 Turkcedeki 100 İngilizcedeki on ek sayisi 1000in ustunde Turkcede yok Perfect zamanlarinin turkce karsiligi y