Savaşın Ortasında Komutansız Kalmaktır Babasız Kalmak

14.01.2012 tarihinde Yaşam ve İnsan kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 4 Yorum Yapılmış.

Benim babam öldü. Kaybedeli tam tamına 9 sene oldu. Ben onu kaybettiğimde ya da o bizi bırakıp gittiğinde 17 yaşımdaydım ben. Hayatla ilgili herşeyi bildiğini sanacak kadar ukala klasik bi ergen işte. Nasıl öldüğünün bir önemi yok o yüzden detayları paylaşmıcam çünkü yazıyı okurken ah’lar ya da vah’larını istemiyorum kimsenin. Çoğu kız çocuğu için özeldir babalar. Erkek çocukların annelerine bağlı olduklarından biraz daha değişik bir bağı vardır kız çocuklarının babalarıyla aşktan öte bi duygu. Çünkü erkekler bi yaştan sonra korunmaya kollanmaya sağlam bir omuza ihtiyaç duymaz. Koruyan , kollayan, sağlam bir omuz olurlar. Feminist tepkiler zerre umurumda değil ama kadınlar en azından benim tanıdıklarım hayatları boyunca korunmaya, kollanmaya, başlarını güvenle yaslayacakları bir omuz olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar. Benim sağlam kapım, bastığı yeri titretecek heybetteki güven kaynağım, kocaman kalpli babam gideli çok oldu. İnsan hangi yaşta olursa olsun eğer babasını kaybederse o yaşta istede büyüyor istemese de. Ve eğer çok sevdiğin birini kaybedersen bil ki daha sonra ne yaşarsan yaşa o kadar canın yanmayacak.

Babasız kalmak, savaşın ortasında komutansız kalmak demekmiş. Ben hayatın gerçek bir savaş meydanı olduğunu idrakten çok uzak yaşlardaydım o zaman. Sadece kaybımın büyüklüğü canımı yakıyodu işte . Her yakını ölen gibi ilk evrede kabullenmedim babamın öldüğünü. Son nefesimi yanımda vermiş olmasına , üzerine kürekle toprak atıp babamı orada bırakıp eve dönmüş olmamıza rağmen. Canım acıyordu, evet ağlıyordum ama bu babamın artık hayatta olmadığı gerçeğine değildi sanırım. Etrafımda herkes benzer tepkiler verdiğindendi. Aradan biraz zaman geçti ve ben özlemeye başladım O’nu. Her gün eve eli kolu dolu aynı saatte gelen, ev ahalisine kendi diliyle takılan oturmuş alışkanlıkları olan, geceleri herkes uyurken odalarımızı tek tek gezip üzerimizi en az 20 defa örten o adamı özlemeye başladım. Ve babam geri gelmedi. Psikoloji dilinde ikinci evre olan özleme dönemine girmiştim. Deli gibi özlüyordum onu. Hayattayken yapmasından nefret ettiğimi düşündüğüm bazı şeylerini bile. Sesini , kokusunu, kollarında kayboluşumu, uykumun arasında kabus görüp korkarak uyandığımda yan odadan gelen güven veren horlama sesini. Babam yaşarken ben başıma kötü bişey gelebileceği ihtimalini hiç düşünmedim çünkü babam vardı ya işte..

Belli bir süre sonra içimde açtığı yaralara zaman denen lanet olası şey üflemeye başladığında hayat rutinine kaldığımız yerden devam ettik hepimiz . Okullarımı bitirdim işe girdim vs. Ama hayat ne zaman karşıma bir zorluk, küçük ya da büyük bir engebe çıkardığı zaman hep öfkelendim üstelikk hayatada değil babamın ta kendisine. Şimdi hayatta olsaydı bunların hiç biri başıma gelmezdi ya da bunlarla savaşmak zorunda kalmazdım diye isyan ettim durdum.Kızdım , bağırdım sövdüm, nefret ettim babamdan beni o kadar erken bırakıp gittiği en çok ihtiyacım olduğu zamanlarda yanımda olmadığı için. Evre üç öfke ve isyan.

Zamanla isyan etmenin ya da öfkelenmemin ya da herhangi bir duygu ve tepkimin onu geri getirmediği gibi mevcut durumu değiştirmediğini de yaşayarak öğrendim.Gerektiğide dişlerimi bilemeyi, gerektiğinde tırnaklarımla kazımayı öğrendim.Yaşıtlarımın günlük dert edindiklerine gülmeyi öğrendim.En önemlisi hayatta ya da ayakta kalmayı öğrendim. Son evre kabulleniş diyorlar işte buna da.

Sevdiğiniz birinin zamansız gidişinin acısı hiç bizaman tam olarak geçmiyo, yaşadığın süre boyunca da bitmiyo ya da azalmıyo sadece zaman sana o acıyla beraber yaşamayı öğretiyo. Artık her resmini gördüğümde ağlamıyorum. Babamı hala çok özlüyorum ama O’ndan onunla geçen güzel anılardan bahsetmekten keyif alıyorum. Böyle bir acıyı erken yaşta yaşamış olmamın tek avantajı daha sonra yaşayacak olanlardan önce bu acıyla yaşamayı öğrenmiş olmak diyebilirim.Çünkü ölüm yaşayan her canlının mutlak tadacağı bir deneyim, bir göçüş, yokoluş yada boyut değiştirme. Senin kafanda adı her ne ise önemli değil. Ve bil ki 90 yaşında ki yakının yada 20 yaşındaki arkadaşın, her ölüm herkese göre erkendir

Yazar Hakkında

Yazar : DepresifModanna

Yazar Hakkında : 1985 yılının mayıs ayında türk kadın profiline tepki olarak doğdum, gururluyum.

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Mehmet Emre Baş
15 Ocak 2012 - 09:00

Ölüm için erken sözü bence geçersiz. Kimin ne zaman öleceği ya da ne zaman ölmesi gerektiğinin hayırlı olup olmadığını biz bilemeyiz.
Senin hissettiğin duyguları hissedemiyorum o bir gerçek. Ama benim babam ölmüş olsa lanet etmezdim zannımca. Benimde beğenmediğim birçok özelliği var ailemin. Ama kaybettiğimde keşke burda olsa da o haraketleri yine yapsa diyeceğimi de biliyorum. Hayattakilerin kıymetini bilmek gerek.

R. Kısakürek
20 Şubat 2012 - 11:41

Yazıyı çok beğendim, 12 gün önce babamı kaybettim henüz birinci evredeyim ben, ancak gerek artık bu kadar canım yanmayacak, gerek herkesin eninde sonunda yaşayacağı şeyi önceden yaşamış olma avantajı yorumlarınızda kendimi buldum.. Herşeyi o kadar güzel yazmışsınızki…

depresifmodanna
21 Şubat 2012 - 12:09

öncelikle başınız sağolsun ve babanızın toprağı bol olsun ışıklar içinde uyusun.Ve size de gerçek dünyaya hoşgeldiniz diyorum. En büyük avantajınız inanın artık daha fazla canınız yanmayacak hiç bir olayda ve hayatın gerçeği kandıramam kimseyi üzüleceksiniz zaman zor geçecek ama geçecek geçerkende size hayatın yaşattığı acı ile yaşamayı öğretecek. Ve evet bi bakıma şanslısınız etrafınızda ki tüm insanların deneyimleyeceği bu acıyı siz daha önce deneyimleyip onunla yaşamayı daha önce öğrenmiş olacaksınız.Mutlu bir hayat dilerim kalan sizlere.

Magtym
17 Haziran 2012 - 15:57

Babalar gününe babasiz girmek…

Üç Artı Bir Tv
  • Twitter@aksiyazar

  • FriendFeed@aksiyazar

  • instagram@aksiyazar

  • Son Yapılan Yorumlar

    Ayakkabı Seçerken Nelere Dikkat Etmeli için beşevler çilingir diyorki;

    topuklu ayakkabı giyemiyorum ...nasıl giyebilirim

    Contorium Bilmecesi için Burak diyorki;

    Mondros değil Honduras

    Türkçe'nin Zenginliği için ege diyorki;

    İngilizcedeki son ek sayisi 678 Turkcedeki 100 İngilizcedeki on ek sayisi 1000in ustunde Turkcede yok Perfect zamanlarinin turkce karsiligi y