Sıradanlık Senfonisi – Deneme 2

07.03.2012 tarihinde Genel kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Kafasını yastıktan kaldırıp saate baktı.Alarmın çalmasına birkaç saat vardı fakat yağmur damlalarının herbirini farklı yönlere savuran bulutlar kadar sarhoş olmasına rağmen uyuyamıyordu.nedenini çok iyi biliyordu ve yapacağı hiçbirşey yoktu.onu strese sokan yarınlardı.önündeki günler onun için yeni değildi.yürüyeceği kaldırım,bineceği otobüs,çıkacağı merdivenler,iğreneceği insanlar,yapacağı iş aynıydı.”gelen günün sadece adı değişir,kadın gibi.adı farklı olabilir ama altında yatan çıkarcı orospu her zaman aynıdır.”dedi tavana bakarak.

ayağa kalktığında işe gitmeyi kafasından çoktan silmişti.telefona doğru yürüdü ve John’u aradı.

alo

”kenyadan arıyosan bil ki burada daha sabah olmadı ve şimdi siktiğimin telefonunu kap…”

”John,benim Monk.uygun durumdaysan yanına gelmeye ihtiyacım var dostum.bana yardımcı olmazsan lanet olası aklımı kaçırıp akıl hastanesinde kıçıma sakinleştiri iğneler yemeye başlayacam.”

”saatin kaç olduğunun farkındasın dimi buruşuk surat?”sorusu ters görünebilir fakat Monk için bu yola çık ve yanında içecek bişeyler getir anlamına geliyordu.henüz sabahın ilk saatleriydi.Monk telefonu kapatıp küflenmiş pantolonu ve küçülmüş tişörtü,yırtılmış bir poşete sardığı şarap şişeleriyle doğmakta olan güneşin dünyasına,ayyaşların,serserilerin,evsizlerin dünyasına attı kendini.birkaç blok geçtikten sonra mükemmel bir manzara görmüş gibi durdu,yarım içilmiş bir sigara yaktı ve kaldırımda uyuyan şarapçıları seyretti.huzurlu dakikalarını izlediği şarapçıların arkasındaki araba garajının açılması bozdu.67 model bmw’nin içinde takım elbisesiyle penguenleri andıran kel kafalı dalyarak suratını tiksintiyle buruşturup şarapçılara bakıyordu.şarapçı kalkıp arabaya yol verdi.Monk bu duruma sinirlendi.siniri adamın suratını buruşturmasına değil,altındaki arabaya,evine,karısına ve hatta garaj kapısını açmak için kullandığı düğmeyeydi.arabanın arkasından bir taş fırlattı ve yoluna devam etti.

insanlar yavaşça işlerinin yolunu tutmak için yer yüzünde göründüğünde John’un kapısını çaldı.John kapıyı açtığında suratındaki ifade uykuya ihtiyacı olduğunu bağırıyordu.

”içeri gel ihtiyar”dedi John elindeki şarap şişelerini alırken.içeri girdiklerinde koltukta oturan Lisa’yı gördü yalancı bir gülümseme atıp günaydın dedi.Lisa da aynı şekilde karşılık verdi.Monk balkonda bir sandalye çekip yavaşça oturdu ve çok geçmeden John yanındaydı.

”benimle konuşmak istediğin konu nedir ihtiyar?dur tahmin edeyim;altı Rus kadının arasında kaldın ve işin içinden nasıl çıkacağını bulmam için benden yardım istiyorsun?”dediken sonra boğazını temizlemekle gülmek arasında bir ses çıkartıp balkondan aşşağıya tükürdü.

”konuşmak istediğim konu”diye söze girdi Monk”neden herkesin birşeyleri var John?neden karıları,çocukları,evleri,arabaları,garajları var?neden çalışmak için düzgün bir işleri var John?”

”hayattan beklentilerin var ve beklentilerini alamadığın için kızgınsın”

”bak John,iyi bir psikologsun fakat bunu dışardan geçen 5 yaşında bir orospu çocuğu bile söyleyebilirdi bana.ayrıca hayattan beklentisi olanlar sadece ahmaklardır.yasalara göre bütün insanlar eşittir.ne sikim iş bu peki?bir insan 67 model bmw’siyle basar gider,diğeri kaldırımda yatar haldeyken kalkıp arabalının geçmesi için yol verir.biliyo musun?eğer eşitlik varsa arabalı ibne,kaldırımda yatanın uyanmasını beklemeli ve kaldırımdaki uyandıktan sonra gaza basıp siktir olmalı.yasaların eşitlikten kastı;varlıklı,temiz olana saygı duy,onlar da seni bağışlasın.”dedi, şarabı dipleyip,bardağı masaya vurdu.

”sakin ol ve şarabından yudumlayarak bana her şeyi yavaşça anlat dostum”

”bugün günlerden ne John?”

”çarşamba”

”hangi yıldayız?”

”2012”

”1955 doğumluyum ve 1970’ten sonrasını takip edemedim,kaçırdım.çoğu günün ismini dahi unutur oldum.mesela bugün çarşambaysa benim için haftanın her günü çarşamba.her günüm,saatim,dakikam,saniyem aynı John.insanlar yarın böyle olsa,şöyle olsa diye düşünüp mutlu olurken,ben;gecenin sabah olmasını bir bulutun güneşin önüne geçmesine bağlıyorum.yarın benim için olmuyo John anlayabiliyor musun?günler benim için bir anlam ifade etmiyor.madem ki bu dünyaya gönderildik;Tanrı bize günleri haber vermeli,karnımızı doyurup iyi bakmalı,öldüğümüzde,sahip olduklarımızla beraber bizi yanına almalı.”

”dinle Monk.doğmadan önce seninle bir sözleşme yapılmadı.hayata geldikten sonra yaşayacağın yerin,giyeceğin kıyafetin,yiyeceğin yemeğin anlaşmasını içeren bir kontrat imzalanmadı.doğduğunda herkes eşittir.herkesin geleceği vardır.birşeyler yapmak,yapmamak insanın kendi elindedir.günlerin adını unutuyor olman her gün körkütük sarhoş olmandandır.sarhoş olman da günlerin adını unutmak istediğinden.senin için günler bir anlam ifade etmiyor çünkü sen yok’a oynuyorsun.”

”yanılıyorsun John,seni beyinsiz piç.bu dünyaya geldiğimde hiçbirşeyim yoktu.arabam,evim,karım,çocuğum.bu saydıklarıma şu anda sahip olanlar da doğduklarında sahip değillerdi bunlara.birilerinden birşeyler kalır ve yollarını bulurlar.bana dolu bir prezervatif bırakacak biri bile yok.yani anlayacağın yaşlı bok,ananın deliğinden çıkarken de ellerin boştur,yerin üç kat altına gömüldüğünde de.hayattan beklentisi olanlar yıllarca didinir,çalışır,emir köpeği olur,arabasını,evini alır ve ölür.öldükten sonra da sıçtığı donu bile burada kalır.hiçbirşey bizim değil John.bu siktiğimin bedeni bile benim değil,ben sadece bu deri parçasının içindeki bir ruhum.ve söylemeliyim ki bu ruhun sahibi de ben değilim,sahibi Tanrıdır.bu yüzden şarapçıları,ayyaşları,evsizleri severim çünkü onlar beni anlarlar,benimle yaşarlar.benim dünyamda sadece onların nüfusu var.altında arabasıyla parasını yedirip düzüştüğü kadınlar için yaşayanların değil ahbap.”dedi.John onu izlerken o şarabını dipledi ve John’un omzuna ”iyi günler” der gibi vurup dışarı çıktı.şimdi sahibi olduğunu sandığı arabalarının,evlerinin havasını atanların saatiydi.yerlere bakarak yürüdü,odasına vardı.bir şarap daha açıp kendini ”çarşamba”gününe uyanmak için yatağa attı.

İlk bölümünü okumadıysanız :

Sıradanlık Senfonisi 1

Yazar Hakkında

Yazar : Buğra AKSOY

Yazar Hakkında : Yazmak insanın öfkesini, üzüntüsünü, mutluluğunu anlatmanın en iyi yoludur. Satırlar insanlardan çok daha iyi dinleyicidirler.

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Üç Artı Bir Tv
  • Twitter@aksiyazar

  • FriendFeed@aksiyazar

  • instagram@aksiyazar

  • Son Yapılan Yorumlar

    Ayakkabı Seçerken Nelere Dikkat Etmeli için beşevler çilingir diyorki;

    topuklu ayakkabı giyemiyorum ...nasıl giyebilirim

    Contorium Bilmecesi için Burak diyorki;

    Mondros değil Honduras

    Türkçe'nin Zenginliği için ege diyorki;

    İngilizcedeki son ek sayisi 678 Turkcedeki 100 İngilizcedeki on ek sayisi 1000in ustunde Turkcede yok Perfect zamanlarinin turkce karsiligi y