GÖRÜNMEYEN BİZ

Yazıyorum… anlamını bilmediğim kelimeler, okunması, anlaşılması güç olan cümleler yazıyorum. Bu kadar zor olmamalı yazılanları okumak. Bu kadar yorucu olmamalı cevapsız soruları bulmak… Hep geçen zamanda yaşananlar mı mutlu eder insanı? Geçmiş yaşantılar insanı çoğu zaman mutluluğa itiyorsa, biz şu anda neden bu haldeyiz? Düşüncelere boğdum kendimi. Cevapsız sorular içinde boğazıma kadar battığımı hissediyorum… Eskiler… […]

KISA BİR HAYAT

Adım Esra.. 21 yaşındayım. Malatyalıyım ve yaklaşık 6 yıldır Malatya’da yaşıyorum. Daha öncesi mi? Başka şehirlerde, farklı bir hayatla, memleket özlemiyle geçti hep. Çok değil sadece 11-12 yaşlarındayken Malatya’ya gitme hayalleriyle uyurdum. Özlemdi orası; sevinçti, mutluluktu. Gezmekti yeni şeyler öğrenmekti. Memleketti orası. Gurbet değildi. Yazları okul kapanır kapanmaz 15 günlüğüne giderdik Malatya’ya. Önce akrabalar ziyaret […]

ÇANAKKALE GÜNLÜĞÜ

ÇANAKKALE GÜNLÜĞÜ

Kar, beyaz ve ayaz…

Gökyüzünde ki ay ve yıldız…

Anam, babam, bacım, yârim, toprağım ve benim olan her şey…

Ey cihan!

Üşüyorum, soğuğu iliklerimde hissedecek kadar çok üşüyorum…

Anılarımda beynim, ellerim, silahım gibi dondu. Donuk gözlerim son gördüklerini de kaydederken geçmişi söküp aldım hatıralarımdan.

Kardeşimle ekmek kavgası ettiğim günler…

Anamın”oğlum” deyip sarılışı…

Babamın gururlu, sevgi dolu bakışı…

Yârimin yeni açan bir gonca gibi gülüşü…

Padişahım, komutanım, arkadaşlarım ve “silahım…”

Hatıralarımda canlandırdığım son kişiler, son anılar, son anlar…

Anam, anacığım!

Artık ben diye bir şey olmayacak. Yokluklar size ışığı getirecek. Binlerce, onbinlerce tohum serpilecek kara… Baharda karı delen kardelenler çıksın diye. Fidanlar kardelen olduğunda ışık toprağımızı saracak. Toprak kucak açacak…

Mehmet Akif’in acı veren sesi çınlıyor kulaklarımda.

Son çığlıklar… Son…

“Sana gelmez bu ufuklar, sen, almaz bu cihat…

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana aguşunu açmış duruyor peygamber…”

Şiirler bizim şiirlerimiz… Toprak bizim toprağımız… İnsan bizim insanımız…

Peki ya bu savaş kimin, neyin avaşı?

Şiirin, sözün, insanın, toprağın savaşıysa neden? Biz yüzyıllardır burada aynı toprağı ekip, aynısözleri söylemedik mi? Beraber gülüp beraber ağlamadık mı? Bu isyan nie? Bu isyan kime ?

Osman Bey’in rüyasında gördüğü çınar ağacının son yapraklarıyız biz. İstanbul’u fetheden Fath’in fedaileriyiz biz. İçimizde elli iki milleti barındıran bir milletin torunlarıyız biz. Kötülük yok içimizde. Nasıl oldu da düşman olduk dost bildiğimizle? Kaç yıldır savaşmakta bu millet kendisiyle?

Anama, anacığım! Devamı hakkındaÇANAKKALE GÜNLÜĞÜ